İstanbul'un üzerindeki sismik bomba: 7.6' lık deprem beklentisi büyüyor
"Sessiz tehlike" alarm veriyor: Marmara'da 300 yıllık gerilim, istanbul'u 7.6'ya hazırlıklı olmaya zorluyor
Uzmanlar,
uzun süredir kırılmayan fay segmentlerinin yıkıcı bir depremi tetikleyebileceği
konusunda uyarıyor. Dr. Öğr. Üyesi Mehdi Öztürk, "Belirsizlik, riskin ta
kendisidir" diyor.
Marmara
Denizi'nin altında yüzyıllardır enerji biriktiren Kuzey Anadolu Fayı'nın batı
segmentleri, İstanbul için büyük bir tehdit oluşturuyor. Bilim insanları, 7.2
ile 7.6 büyüklüğü arasında olması beklenen bu depremin zamanının
bilinmezliğinin, şehri sosyoekonomik bir belirsizlik baskısı altında tuttuğunu
ifade ediyor.
300 yıllık sessizlik kırılabilir
Marmara
Denizi'nin altından geçen ve uzun süredir kırılmayan Kuzey Anadolu Fayı'nın
batı segmentleri, İstanbul için yıkıcı sonuçlar doğurabilecek büyük bir
depremin habercisi olarak görülüyor. Özellikle Adalar ve Kumburgaz
segmentlerinde biriken enerji, bilim dünyasının dikkatle izlediği bir
"sessiz tehlikeye" dönüşmüş durumda.
Dr.
Öğr. Üyesi Mehdi Öztürk, "1999 depremlerinin batıya transfer ettiği
enerji, Marmara segmentlerinde ciddi bir gerilim birikimine neden oldu.
Tarihsel ve paleosismolojik veriler, bu bölgelerde 250-300 yıldır büyük bir
kırılma olmadığını gösteriyor. Bu, potansiyeli yüksek bir depremin ayak
sesleri" diyerek durumun ciddiyetine dikkat çekiyor.
İki katı büyüyen tehlike ve olası senaryolar
1. Büyüklük ve etki alanı: Avrupa Yakası Risk Altında
Yapılan son araştırmalar, olası depremin 7.2 ile 7.6 büyüklüğünde olabileceğine işaret ediyor. Bu büyüklükte bir sarsıntı, özellikle Avrupa yakasının güney kesimlerinde (Avcılar, Zeytinburnu, Bakırköy) 0.5-0.7 g aralığında yatay zemin ivmeleri oluşturabilir. Bu da yüksek katlı binalarda uzun periyotlu ve yıkıcı salınımlar anlamına geliyor.
2. Zeminin Ölümcül Büyütme Etkisi
Risk
sadece fayın kendisinden kaynaklanmıyor. İstanbul'un sismik kırılganlığındaki
en büyük pay, zemin yapısına ait. Avcılar, Küçükçekmece, Zeytinburnu, Haliç
çevresi ve Maltepe gibi alüvyon tabakalar üzerine kurulu bölgeler, deprem
dalgalarını adeta bir hoparlör gibi büyütüyor.
Dr.
Öğr. Üyesi Mehdi Öztürk, bu konuyu şu sözlerle açıklıyor: "Bu yumuşak
zeminlerde, deprem dalgalarının büyütme katsayısı kayalık bölgelere göre iki
katına kadar çıkabilir. 1999'da Avcılar'da yaşanan ağır yıkımın ana nedeni
buydu. Bina sağlam olsa dahi, oturduğu zemin onu savunmasız kılabilir.
TBDY-2018 bu gerçeği yönetmeliğe taşıdı ancak uygulamada halen eksiklikler
var."
3. "Sürünme" ve "Kilitli" Segmentler: Stres Birikimi Artıyor
Fayın
bazı bölümlerinin yavaş hareket etmesi (sürünme/creep), diğer bölümlerinin ise
tamamen kilitli kalması, enerji birikimini daha da tehlikeli hale getiriyor.
Özellikle Silivri-Tuzla hattı boyunca uzanan "Marmara segmenti",
7.0-7.5 büyüklüğünde bir deprem üretme potansiyelini barındırıyor.
Zamanı Bilinmeyen Bir Sınav
İstanbul'u
bekleyen en büyük risk, bu devasa enerjinin ne zaman açığa çıkacağının bilinmemesi.
Bu belirsizlik, şehri sadece fiziksel değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik
olarak da sürekli bir baskı altında tutuyor.
Dr.
Öğr. Üyesi Mehdi Öztürk, son söz olarak uyarısını tekrarlıyor: "Marmara
Fayı artık sadece jeolojik bir hat değil, Türkiye'nin en acil risk yönetimi ve
kent güvenliği sorunudur. Zamanın ruhu, 'bekliyoruz'dan 'hazırlanıyoruz'a
evrilmeyi gerektiriyor. Fayın ne zaman harekete geçeceğini bilemeyiz, ancak
zeminleri iyileştirmek, bina envanterini güçlendirmek ve toplumsal hazırlık seviyemizi
yükseltmek tamamen kontrolümüz altında olan adımlardır."
Kandilli
Rasathanesi ve TÜBİTAK'ın sürekli izleme çalışmaları devam etse de, uzmanlar,
afetin öncesinde alınacak bireysel ve kurumsal önlemlerin, olası kayıpları
azaltmada en kritik rolü oynayacağı konusunda hemfikir, ifadelerini kullandı.
Değerli Saygıdeğer Muhterem Konuğum,
İstanbul Arel Üniversitesi : Dr. Öğr. Üyesi Mehdi ÖZTÜRK
Mühendislik Fakültesi, İnşaat Mühendisliği – Öğretim Üyesi