Sismik İzolatör Nedir?, Nasıl Çalışır?

Uzman isimden istanbul ve marmara için kritik deprem uyarıları: "Erken uyarı sistemi tahmin etmiyor, saniyeleri saydırıyor"

İnşaat Mühendisi Dr. Öğr. Üyesi Recep ÖZAY, Marmara'da kurulan deprem erken uyarı sisteminin depremi tahmin etmediğini, sadece büyük bir depremin ilk dalgalarını tespit ederek saniyeler öncesinde uyarı verebildiğini açıkladı. ÖZAY, olası bir İstanbul depreminde ulaşım ve iletişimin çökebileceğine, toplanma alanlarının yetersiz olduğuna dikkat çekerek, 1999 öncesi yapılan binaların yaklaşık %60-65'inin riskli göründüğünü ifade etti.

"Zemin raporları altın değerinde, ama istanbul'da kaos senaryosu değişmedi"

Marmara Bölgesi'ndeki deprem riski her geçen gün tartışılırken, uzmanlar erken uyarı sistemlerinin sınırları ve kentsel altyapının hazırlıksızlığı konusunda uyarıyor. İnşaat Mühendisi Dr. Öğr. Üyesi Recep ÖZAY, erken uyarının bir tahmin aracı olmadığını vurgulayarak, asıl hayati önlemin dayanıklı binalar ve etkin afet planlaması olduğunu belirtti. ÖZAY'a göre, İstanbul'da olası bir deprem anında yaşanacak ulaşım-iletişim kaosu ve toplanma alanlarındaki yetersizlik, 1999'dan bu yana çözülemeyen en büyük sorunlar arasında.

Erken uyarı sistemi nasıl çalışır, ne sağlamaz?

Dr. Öğr. Üyesi Recep ÖZAY, Marmara'daki deprem erken uyarı sisteminin işleyişini şu sözlerle anlattı: "Sistem, 7.5-7.6 büyüklüğündeki bir depremde, faydaki ilk kırılmayı (sismik aktivite) tespit edip, yıkıcı dalgalar ulaşmadan birkaç saniye ile onlarca saniye arasında bir süre kazandırmayı amaçlar. Ancak, depremin tam zamanını kesin olarak bilmek veya 'şu gün olacak' demek mümkün değil. 1999'daki büyük enerji boşalımından sonra bölgede biriken stresin ne zaman boşalacağı, yani büyük bir depremin olup olmayacağı istatistiksel olarak tahmin edilse de, kesin bir tarih verilemez." 

İstanbul'da ulaşım kilitlenecek, iletişim çökecek"

ÖZAY, olası bir İstanbul depreminde en büyük tehlikenin yapısal hasardan sonra "organize olamamak" olacağını vurguladı: "Bunu Adapazarı depreminde gördük. Aynı anda herkes yola çıkarsa ulaşım tamamen kilitlenir. Herkes telefonla görüşmeye çalışırsa iletişim ağı çöker. Üstelik yollar, yıkılan binalarla da tıkanabilir. Mevcut toplanma alanları ise nüfus göz önüne alındığında ne yazık ki yetersizdir."

"1999 öncesi binaların %60-65'i riskli"

Mevcut yapı stokunun durumuna ilişkin çarpıcı bir değerlendirme yapan ÖZAY, "Belediyelerdeki imar uygulamaları ve yaptırımlara baktığımızda, verileri incelendiğinde, 1999'dan önce yapılan yapıların aşağı yukarı %60-%65 oranında riskli gözüktüğünü söyleyebiliriz. Kentsel dönüşümün yavaş ilerlemesinin nedenlerini ise ekonomi ve siyasi irade eksikliği olarak gösterdi. Riskli bina senaryoları için Kandilli Rasathanesi'nin ve İBB'nin hazırladığı raporlara ulaşılabilir" dedi.

Altın değerindeki zemin raporları ve güçlendirme çalışmaları

Zemin koşullarının önemine dikkat çeken ÖZAY, "Sert zeminde zemin büyütmesi az olur ve dalga hızı yüksektir. Ancak zayıf zeminde, özellikle alüvyon dolgu alanlarda sarsıntı çok daha şiddetli hissedilir. Belediyelerde, özellikle Japon ekipler tarafından hazırlanmış çok değerli zemin raporları var. Bunlar altın değerindedir, genel haritalardan alınacak yaklaşık bilgiden çok daha kritiktir" ifadelerini kullandı. ÖZAY, kamu yapılarındaki güçlendirmelere de değinerek, "Okul ve kamu binalarının güncel deprem yönetmeliği (TBDY) şartlarına uygunluğu acilen öğrenilmeli ve gerekliyse güçlendirilmelidir. Ayasofya gibi tarihi yapılar ciddi güçlendirme çalışmalarından geçti ancak köprüler gibi kritik ulaşım yapılarında yeterli güçlendirmenin yapıldığını söylemek zor" dedi.

Dr. Öğr. Üyesi Recep ÖZAY, Türkiye'nin Kuzey Anadolu Fayı (KAF), Doğu Anadolu Fayı ve Ege'deki fay sistemleri ile aktif bir deprem kuşağında olduğunu hatırlatarak, nihai çözümün afet sonrası kaos planlamasından önce, afet öncesi önlemlere odaklanmak olduğunu söyledi. "Depremin olup olmayacağı kesin bilinmez, ancak olma olasılığı daima yüksektir. Bu kaçınılmaz gerçek karşısında yapmamız gereken tek şey, binalarımızı yürürlükteki yönetmeliklere tam uygun, depreme dayanıklı şekilde inşa etmek ve güçlendirmektir. Erken uyarı bir mühlet sağlayabilir, ama asıl kurtarıcımız sağlam yapılar ve bilinçli toplum olacaktır" diyerek sözlerini tamamladı.













                

                    Değerli Saygıdeğer Muhterem Konuğum, 

                         İstanbul Arel Üniversitesi : Dr. Öğr. Üyesi Recep ÖZAY

                       Mühendislik Fakültesi, İnşaat Mühendisliği – Öğretim Üyesi










































































Bu blogdaki popüler yayınlar

İstanbul ve Deprem Gerçeği

İSTANBUL VE DEPREM GERÇEĞİ

İstanbul’un farkında olmadığı riskler: Zeminin altındaki tehlike