Arş. Gör. Dr. Musa Çelik, "Medyada deprem, bazen bilimden çok spekülasyonun gölgesinde kalıyor" diyerek haber kaynaklarının sorgulanması gerektiğine dikkat çekiyor.

 Medyada  Deprem Gerçeği :İstanbul'un sismik gerilimi ekranlara nasıl yansıtılıyor?

Uzmanlar uyarıyor: Deprem haberlerindeki sansasyonel dil, toplum psikolojisini olumsuz etkiliyor. Peki medya, bilgilendirme ile korku ticareti arasındaki ince çizgiyi nasıl koruyor?

Arş. Gör. Dr. Musa Çelik, "Medyada deprem, bazen bilimden çok spekülasyonun gölgesinde kalıyor" diyerek haber kaynaklarının sorgulanması gerektiğine dikkat çekiyor.

İstanbul'da beklenen büyük deprem, sadece sismik bir gerilim değil, aynı zamanda medyada sürekli yeniden üretilen bir "felaket senaryosuna" dönüştü. Ana akım medyadan sosyal medya platformlarına uzanan haber yayıncılığı, bilimsel verilerle spekülatif içerikler arasındaki sınırları giderek belirsizleştiriyor. Son dönemde karşımıza çıkan "İstanbul'da 7.5 büyüklüğünde deprem olacak" benzeri kesin ifadeli başlıklar, uzmanları endişelendiriyor.


Deprem haberciliğinde kırmızı çizgiler


Arş. Gör. Dr. Musa Çelik, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu kritik noktalara dikkat çekiyor: "Deprem haberciliğinde en tehlikeli eğilim, kesin tarih ve büyüklük belirten ifadelerin magazinsel bir dille sunulması. Bilimsel verilerle desteklenmeyen bu tür haberlere karşı medya kuruluşları daha sorumlu davranmalı. Bir deprem haberinin güvenilirliği, kullandığı kaynakların çeşitliliği ve bu kaynakların yetkinliği ile doğrudan ilişkilidir."


Tıklanma tuzağı: Algoritmaların deprem seçiciliği

Dijital haber platformlarının algoritmik yapıları, korku odaklı içeriklerin daha fazla görünür olmasını sağlıyor. "Enkaz görselleri", "kıyamet senaryoları" ve "felaket tahminleri" başlıklarının tıklanma oranlarını artırdığı bir gerçek. Ancak bu durum, toplumda deprem yorgunluğuna ve gerçek risklerin küçümsenmesine yol açabiliyor. Okuyucular, bilimsel haberi spekülatif olandan ayırmak için haberde somut verilere, resmi kurum referanslarına ve birden fazla uzman görüşüne yer verilip verilmediğine bakmalı.


Afad verileri ile medya sunumu  arasındaki uçurum

Resmi kurumların açıkladığı teknik veriler, medyada genellikle sadeleştirilirken bazen de bağlamından koparılıyor. AFAD'ın risk azaltma çalışmaları veya İstanbul Deprem Master Planı gibi projelere dair haberler, felaket senaryolarının gölgesinde kalıyor. Yapılan araştırmalar, hazırlık odaklı yapıcı haberlerin, izlenme oranları açısından felaket odaklı haberlere kıyasla geride kaldığını gösteriyor.




Sosyal medyada kontrolsüz bilgi seli 

Sosyal medya platformlarında dolaşan deprem "kehanetleri" ve "tarih veren" paylaşımlar, ana akım medya tarafından nasıl ele alınmalı? Uzmanlar, bu tür asılsız iddiaların tekzip edilmesinin yanı sıra, neden yanlış olduklarının bilimsel bir dille açıklanması gerektiğini vurguluyor. Aksi takdirde, düzeltmeler asıl yanlış habere ulaşan kitleye genellikle ulaşamıyor.


Uluslararası medyanın farklı perspektifliği

Yabancı medya kuruluşlarının İstanbul depremine yaklaşımı, genellikle "Doğu'nun kayıp hazinesi" veya "jeolojik bir zaman bombası" gibi egzotik ve felaket temalı çerçevelerden oluşuyor. Bu sunumlar, şehrin gerçek hazırlık durumunu ve alınan önlemleri görünmez kılarak, tek boyutlu bir algı yaratabiliyor.



Görsellerin dili: Gerçek veya manipülasyon?


Deprem haberlerinde sıklıkla kullanılan, geçmiş depremlerden veya stok görsellerden alınma yıkım fotoğrafları, okuyucuda travmatik etki bırakmanın ötesinde, yanıltıcı da olabiliyor. Bir habere eşlik eden görselin ne zaman ve nerede çekildiği mutlaka belirtilmeli. Aksi, toplumda yersiz bir panik havasına sebep olabilir.


Sorumlu haberciliğin haritası

Arş. Gör. Dr. Musa Çelik,1999 Gölcük Depremi'nin medyadaki kaotik sunumundan dersler çıkarıldı mı? Kısmen evet, ancak dijital çağın getirdiği yeni baskılar (tıklanma oranları, rekabet) sorumlu haberciliğin önünde yeni engeller oluşturuyor. Medyanın asıl görevi, toplumu sürekli bir alarm halinde tutmak değil, riskler konusunda doğru bilgiyle donatmak, hazırlık çabalarını teşvik etmek ve resmi planları şeffaf bir şekilde takip etmektir. Deprem gerçeğiyle yaşamayı öğrenmek, bu gerçeği medyatik bir korku nesnesine dönüştürmemekten geçiyor, ifadelerini kullandı.











                                Arş. Gör. Dr. Musa ÇELİK

                      İletişim Fakültesi, Yeni Medya ve İletişim – Araştırma Görevlisi


























































































































Bu blogdaki popüler yayınlar

İstanbul ve Deprem Gerçeği

İSTANBUL VE DEPREM GERÇEĞİ

İstanbul’un farkında olmadığı riskler: Zeminin altındaki tehlike