Dr. Öğr. Üyesi Mehdi Öztürk, "Refleks kazandırmayan bir tatbikat, yarım kalmış hazırlıktır. Hayat kurtarmak için kas hafızası oluşturmak şart" diyor.

 Deprem tatbikatları gerçekten işe yarıyor mu? Uzmanlar uyarıyor: 'Göstermelik' alıştırmalar hayat kurtarmaz

 Afet uzmanları, düzenli ve gerçekçi senaryolarla yapılmayan tatbikatların, deprem anında otomatik davranış refleksi geliştirmediğini belirtiyor. "Türkiye'deki tatbikatların çoğu formaliteden ibaret" eleştirisi yapılıyor.

 Türkiye'de her yıl 1-7 Mart Deprem Haftası'nda ve 12 Kasım'da düzenli olarak yapılan deprem tatbikatlarının etkinliği, afet uzmanları tarafından sorgulanıyor. Son yıllarda artan sayıda tatbikat yapılmasına rağmen, bu uygulamaların çoğunun "göstermelik" düzeyde kaldığı ve kalıcı davranış değişikliği yaratmadığı ifade ediliyor. Uzmanlar, Japonya modelinde olduğu gibi, gerçekçi senaryolara dayalı, sık tekrarlanan ve tüm toplumu kapsayan tatbikatların hayatta kalma oranlarını doğrudan artırdığını vurguluyor.


'Formalite' değil, 'refleks' eğitimi gerekiyor

Deprem tatbikatlarının temel amacının, insanlara deprem anında doğru davranışı "ezberletmek" değil, "otomatik davranış refleksi" kazandırmak olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Mehdi Öztürk, Türkiye'deki uygulamaların bu noktada yetersiz kaldığını söylüyor. Öztürk, "Bir tatbikat, insanlara sadece 'nereye kaçacaklarını' göstermemeli. Gerçek bir depremde yaşanacak sesi, karanlığı, enkaz altında kalma hissini, en ufak detayıyla simüle etmeli. Ancak bu şekilde gerçek panik anında doğru hareket edebilecek kas hafızası oluşur. Maalesef ülkemizde tatbikatlar çoğunlukla önceden bildirilen, sadece tahliyeden ibaret, rutin bir prosedür olarak kalıyor" diye konuşuyor.

 

Japonya modeli : Yılda 4 kez, her kesim için

Japonya'da tatbikat kültürünün toplumun her katmanına nüfuz ettiğini hatırlatan Öztürk, "Japonya'da okullar, iş yerleri, kamu kurumları ve hatta evler için yılda en az 3-4 kez tatbikat yapılır. Bu tatbikatlar sürpriz senaryolarla, farklı saatlerde ve farklı koşullarda (gece, hafta sonu) düzenlenir. Sonuç olarak, deprem anında Japonya'da yaşanan can kaybı oranı, benzer büyüklükteki depremlere kıyasla çok daha düşüktür. Bu, sadece mühendislik değil, sosyopsikolojik hazırlığın da bir sonucudur" ifadelerini kullanıyor.

 


 Türkiye'deki eksiklikler: senaryosuz ve düzensiz uygulamalar

Türkiye'deki tatbikatların en büyük eksikliklerinden birinin, standart bir senaryo üzerinden yürütülmesi olduğu belirtiliyor. Tatbikatlarda genellikle "binanın boşaltılması" ön planda tutulurken, ilk sarsıntı anında yapılması gereken "çök-kapan-tutun" hareketi, enkaz altında hayatta kalma teknikleri, iletişim kurma yöntemleri ve afet çantasına ulaşma gibi hayati adımlar ihmal edilebiliyor.

Ayrıca tatbikatların çoğu, öğrenciler ve kamu çalışanları gibi belirli gruplarla sınırlı kalıyor; apartman sakinleri, AVM ziyaretçileri, otel konukları gibi geniş kitleleri kapsamıyor.

Rakamlarla Etki: Tahliye Süresi Yarıya İniyor, Can Kaybı %60 Azalıyor

Araştırmalar, düzenli ve kapsamlı tatbikat yapan kurumlarda afet anındaki kaosun büyük ölçüde azaldığını ortaya koyuyor. Japonya ve Kaliforniya'da yapılan çalışmalar, gerçekçi tatbikatların:

Tahliye sürelerini %40-50 oranında kısalttığını,

Yaralanma ve can kaybı oranlarını %60'a varan oranda azalttığını,

Panik davranışını büyük ölçüde önlediğini gösteriyor.

Türkiye'de ise tatbikatların etkinliğini ölçen kapsamlı bir veri bulunmuyor. Ancak uzmanlar, okullarda yapılan düzenli uygulamaların bile, öğrencilerin sarsıntı anında sıraların yanına çökme refleksi kazanmasında olumlu etkisi olduğunu kabul ediyor.

 

Kritik uyarı :Tatbikatlar  bina güvenliğinin eksiklerini de  ortaya çıkarıyor

Tatbikatların sadece insan davranışını değil, bina ve altyapı güvenliğini de test etme fırsatı sunduğunu vurgulayan Dr. Öztürk, "Bir okulda yapılan tatbikat sırasında acil çıkış kapılarının kilitli olduğu, yangın merdivenlerinin erişilemez durumda bulunduğu veya alarm sistemlerinin çalışmadığı ortaya çıkabilir. Bu, tatbikatın en değerli sonuçlarından biridir. Tatbikat, bir prova değil, gerçeğin provasıdır ve eksiklikleri afetten önce görmemizi sağlar" diye ekliyor.

 

 Tatbikat kültürü'nü yaygınlaştırmak şart

Deprem gerçeğiyle yaşayan Türkiye'de, tatbikatların bir formalite olmaktan çıkarılıp bir "yaşam kültürü" haline getirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Bunun için:

Sürpriz Senaryolar: Tatbikat tarih ve senaryoları önceden açıklanmamalı, gerçekçi koşullar simüle edilmeli.

Toplumsal Katılım: Tatbikatlar sadece okul ve kamu binalarıyla sınırlı kalmamalı, tüm iş yerleri, siteler ve halka açık alanları kapsamalı.

Sık Tekrar: Yılda bir kez değil, en az üç-dört kez farklı senaryolarla tekrarlanmalı.

 

Kapsamlı Değerlendirme: Her tatbikat sonrası eksiklikler raporlanmalı ve bu eksiklikler giderilmeden süreç tamamlanmış sayılmamalı.

 

Dr. Öğr. Üyesi Mehdi Öztürk, son söz olarak şu uyarıyı yapıyor: "Depremde hayat kurtaran, betonarme değil, 'davranışsal sağlamlıktır'. Bu sağlamlık da ancak ve ancak gerçeğe yakın, düzenli tekrarlanan ve ciddiye alınan tatbikatlarla kazanılır. Bugün tatbikatta yaptığımız her hata, yarın gerçek depremde karşımıza bir can kaybı olarak çıkabilir", açıklamalarında bulundu

 

 







                         
                              Değerli Saygıdeğer Muhterem Konuğum, 

                          Dr. Öğr. Üyesi Mehdi ÖZTÜRK

                 Mühendislik Fakültesi, İnşaat Mühendisliği – Öğretim Üyesi













Bu blogdaki popüler yayınlar

İstanbul ve Deprem Gerçeği

İSTANBUL VE DEPREM GERÇEĞİ

İstanbul’un farkında olmadığı riskler: Zeminin altındaki tehlike